|
Amerika'nın ilk yerlileri, buzul çağında deniz seviyesinin alçaldığı dönemde Sibirya'dan Alaska'ya geçen ve kıtaya yayılan insanlar olduğu tahmin edilmektedir. M.Ö. yıllarda ise Vikingler de Grönland'dan Amerika'ya geçmişlerdir.

İtalyan denizci Kristof Kolomb (1492) ve daha sonra Ameriko Vespuci'nin kıtayı keşfetmesiyle önce İspanyollar, daha sonra Portekizliler gelerek ilk yerleşmelerin temellerini atmışlardır. 1600'lü yıllarda önce İngilizler, Fransızlar ve Hollandalılar ülkeye gelerek doğal kaynaklan işleten koloniler kurmuşlardır. Zamanla İngilizlerin kurduğu kolonileri giderek yaygınlaşmıştır. 1776'da 13 İngiliz kolonisi bir konfederasyon çatısı altında bir araya gelerek bugünkü Amerika Birleşik Devletleri'nin temeli atıldı ve İngiltere ile bağları kopardı ve 1783 yılında Paris anlaşmasını müteakip Amerika Birleşik Devletleri olarak tanındı. Başlangıçta 13 eyaletten oluşan ABD, 19. ve 20. yy'da 37 yeni eyaletin katılmasıyla Kuzey Amerika'da Atlas Okyanusundan Büyük okyanusa kadar genişleyerek muazzam bir kara parçasında egemenlik kurdular.
Kuzeyde imalat sanayinde çalışan beyazlarla güneyde zenci işçilerin çalıştığı büyük çiftlikler bulunuyordu. Zamanla Amerika'da kuzey ve güney eyaletlerinde yaşayanlar arasında çıkar çatışmaları ve ırk ayırımcılığı ortaya çıktı. Bu durum Amerika'da uzun süren iç savaşların çıkmasına neden oldu. Savaş sonucunda kölelik kaldırıldı, çoğunluğu Afrikalı siyahların oluşturduğu siyahlarla, Amerikan yerlileri ile eşit haklara dayalı bir uzlaşma sağlandı. ABD ucuz işçilikle hızlı bir gelişme dönemine girdi. Avrupalıların Amerika'nın işlerine karışmaları engellendi.
1. Dünya Savaşı öncesinde Hawaii ve Rus Çarlığından satın alınan Alaska, ABD topraklarına katıldı. 2 Dünya Savaşı arasında genellikle dünyada büyük bir ekonomik bunalım yaşanırken ABD gelişmesini sürdürdü. 2. Dünya Savaşının başında başta Birleşik Krallık olmak üzere Müttefik devletlere askeri malzeme sattı. Japonların Pearl Harbour baskını üzerine ABD, 2. Dünya Savaşı'na girerek Japonya'ya atom bombaları attı. Ancak bu savaştan fazla etkilenmeden ilerlemesini sürdürdü. Savaş sonrasında NATO'nun kurulmasına öncü oldu. ABD; Sovyetler Birliği ve komünizmin yayılmasını önlemek için Truman Doktrini ve Marshall Planı kapsamında başta Batı Avrupa ve Türkiye olmak üzere birçok ülkeye çeşitli ekonomik yardımlarda bulunarak dünya ölçüsünde etkinliğini artırdı. Dünyanın her tarafına kurulan askeri ve okyanuslarda yüzen üsleri ile her yeri kollamaya başladı. Günümüzde askeri, sanayi ve teknoloji alanlarında çok gelişmiş olan ABD, bilgi edinme, toplama sayesinde dünyada olup bitenleri gözetleyen süper bir güç haline gelmiştir.

Bilim, teknoloji, sanayi ve askeri yönden dünyanın en ileri ülkesi olan ABD, sahip olduğu bu özellikler (güçler) sayesinde kendisini dünyanın patronu olarak görmekte, dünyanın en ücra köşelerindeki bir olayla bile ilgilenmekte ve müdahale etmeye kendisinde hak görmektedir. Dünyadaki her olayı yakından izlemekte ve ABD'nin çıkarlarına aykırı olan her olaya müdahale etmekte, gerektiği zaman da uluslararası kuruluşlarda kamuoyu oluşturarak savaş çıkarmaktadır.
Ülke tarihinde yaşanmış en acı iki olay 1861-1865 yılları arasındaki İç Savaş ve 1930'lu yıllarda yaşanan Ekonomik Buhrandır. Her iki Dünya Savaşından da zaferle çıkan ülke 1991 yılında soğuk savaşın sona ermesiyle tek süper güç olarak dünya sahnesinde kaldı. Ülke ekonomisi, istikrarlı bir büyüme temposu, düşük enflasyon ve işsizlik ile hızlı teknolojik ilerleme hedeflemektedir. |